28 Ekim 2014

Sevakıb-ı Menakıb














































Mevlânâ Celâleddîn Rûmî Hazretleri'nin girdaba kapılan bir gemiyi kurtarması. Sevâkıb-ı Menâkıb.

Ticaret içün İskenderiyye'ye gitmişdim. Ittifakı gemumuz girdaba dutundi. Gemimuz girdaba düşdi. Gemide olanlarin her birisi pîrlerine kurban nezr idüb halas rica ilediler. Bu fakîr de Hazret-i Mevlânâ'yı şefi' geturdim.

"Yâ Mevlânâ! Sen yetiş!" deyu âşikâre feryad iledum. Hemân Hazret-i Mevlânâ hâzır oldi.

Keşkül Dergi.

19 Ekim 2014

Kerbela Mersiyeleri

İmam Hüseyin Camii, Kerbela - Irak 

Nûr-i Muhammed-est çün îcad-ı kâinât
Hûn-i Hüseyn mûcib-i idâme-i âlem-est.*

Şah İsmail [Safevi Şeyhi - ö. 1524]

Hüsnünün beyânı sûre-i Yâ-sîn ü hel-etâ
Ey Kâbe-i mübârek ü ey Merve vü Safâ

Dürr-i felek verürse mânâ ihtiyârını
Bir târ-ı mûyini dü cihâna kılam bahâ

Gelmiş degül gelüpdürebilmez be-rûz-i haşr
Devr-i kamer senün teki şâh-ı mehlikâ

Kim ki visâlin isteye ihlâs ile senün
Üstünde zıll sâye-i saâdet tutar hümâ

Toprağa bas ayağını ey gözlerim nûru
Kim hâk-i pâyini dilerem behr-i tûtiyâ

Şeydâ vü mest ü vâlih ü hayrânem ey sanem
İhlâs ile yolunda menem rind ü can-fedâ

Hurşîd ü mâh ü cümle sitâre ber-encümen
Kıldı sücûd sûretine ey azîz-i mâ

Rûh-i musavver oldu yüzünden be-âb u kil
Sensin şehâ bu ahseni takvîm'e kimyâ

İnsân degildi gökde melek yok idi henüz
Sen var idin cihânda ey dürr-i ibtidâ

Hem-tâsı ol şehenşeh-i âzam nigârımun
Yokdur be hakk-ı hörmet-i Evlâd-ı Mustafâ

Yârin yolunda hasta Hetâî yoruhma tîg
Olgil şehîd-i deşt ü beyâbân-ı Kerbelâ

Abdurrahman Sâmi Saruhânî [Yahya Kethüda Uşşâkî Dergâhı Postnişîni – ö. 1934]

Çeşm-i cân-ı âşıka nûr-i cilâsın Yâ Hüseyn
Enfüs ü âfâka şems ü meh-ziyâsın Yâ Hüseyn

Mazhar-ı nûr-i celîl ıstıfâdır hilkatin
Umde-i nûr-i yakîn-i ictibâsın Yâ Hüseyn

Nûr-i lâhûtun muhît-i bahr-i envâr-ı şühûd
Sen şeh-i mânâ-yı kuds-i dü serâsın Yâ Hüseyn

Vâlidin Şâh-ı Velâyet mâderin Zehrâ Betûl
Sen ciger-pâre-i mahbûb-i Hudâ'sın Yâ Hüseyn

Hânedân-ı ehl-i mahşer Sâkî-i Kevser iken
Sen susuzlukdan Şehîd-i Kerbelâ'sın Yâ Hüseyn

Âsitân-ı hazretinde bendedir cümle cihân
Zübde-i nûr-i Muhammed Mustafâ'sın Yâ Hüseyn

Bahr-i nûr dürdanesidir mâye-i aslın senin
Sen ziyâ-yı akdes-i arş- ûlâsın Yâ Hüseyn

İbtilâ künhüyle buldun ictibâ-yı zât-ı Hakk
Sen şefî'-i ekber-i yevmi'l-bekâsın Yâ Hüseyn

Bâb-ı lûtfundan eder Sâmî kulun hep istimdâd
Sen huzûr-ı Hakk'da makbûlü'r-recâsın Yâ Hüseyn

Cemâleddîn Uşşâkî [Uşşâki-Cemâliyye kolunun pîr-i sânîsi – ö. 1750]

Sana bende olduğumu cihân bilsün Yâ Hüseyn
Bâğ-ı Muhammed'e iki gonca gülsü Yâ Hüseyn

Birisi Şâh-ı Hasen Hulku'r-Rızâ sırr-ı Nebî
Sırr-ı Hayder isteyenler sana gelsün Yâ Hüseyn

Kurretü'l-ayn-i Rasûl'sün server ü şâh-ı şehîd
İsteyen ders-i ledün ol ahre dalsun Yâ Hüseyn

Vâliden bint-i Rasûl Fâtimetü'z-Zehrâ'dür
Atan Şâh Ali'den dersini alsun Yâ Hüseyn

Kerbelâ'da niçün iki kişiyle oldun şehîd
Mü'minînün cümlesine rahmet olsun Yâ Hüseyn

Dâvâ-yı İslâm ederken niçün kıydılar sana
Müşrikîne ol Yezîd'e lânet olsun Yâ Hüseyn

Seyyid Seyfullah Efendi [Hazret-i Pîr Ümmî Sinân'ın halifesi – ö. 1601]

Yâ Rasûlallâh bize gör ne'tdi âsî ümmetin
Görmeye anlar dahi rûz-i kıyâmet şefkatin

Şâh Hüseyn'in etdiler hâke berâber cismini
Kılmadılar ol münâfıklar senin hiç hürmetin

Kerbelâ'da ger göreydin Yâ Muhammed hâlimiz
Tâ kıyâmet sâkin olmazdı bizim-çün firkatin

Kim ki Âlem Fahri'nin evlâdına buğz eyleye
Yâ ilâhî eyleme ana müyesser cennetine

Biz muhibb-i Hânedân-ı Mustafâ'yız Seyfi'yâ
Rûz ü şeb nesl-i Rasûlullâh'a olsun midhatin

Fasih Dede [Galata Mevlevîhânesi Dedegânından – ö. 1700]

Ey gönül âmâde-i âh ol Muharrem'dür gelen
Hâzır ol ey dîde-i ter şehr-i mâtemdür gelen

Mevsim-i kaht-ı neşât u zevk-i şâdîdür bu şehr
Şehr-i câna hep metâ-ı gussa vü gamdur gelen

Huşk-lebdür bu meh-i mâtemde hep bahr ile cûylar
Gelse de mikyâs-ı dilden mâ degül demdür gelen

Berk-i handeyle güşâd olmaz bu demlerde dehen
Vakt-i br-i âh u bârân-ı dem-â-demdür gelen

Yâd edüp ol tîre-eyyâmı Fasîh-âsâ bu dem
Ey gönül âmâde-i âh ol Muharrem'dür gelen

Kamî-i Âmidî Efendi [Diyarbakır Rifâî Dergâhı Postnişini – ö. 1884]

Saâdet ravzasının serv ü mehi kadd-i hırâmân
Rasûl'ün kurretü'l-aynı iki şehzâde-i Merdân

Şehâdet bağının iki gül-i nazikterînidir
Hasen gonce-i nesrîn Hüseyin'im verd-i ahmer kan

Biri cûd-i sehâ-güster biri bahr-i atâ-gevher
İkisi de kerem-perver şebâb-ı ravza-i Rıdvan

Biri verd-i tarîkat dîgeri sırr-ı hakîkatdir
Biri kumrî-i Hû Hû-zen birisi tûtî-i irfân

Ömer Zarîfî Efendi [Bulgaristan, Rusçuk Sâdî Dergâhı Şeyhi – ö. 1795]

Eyâ mü'min karındaşlar Muharrem'de kılın mâtem
Akıdup kan ile yaşlar Muharrem'de kılın mâtem

Muhammed Mustafâ içün Aliyyü'l-Murtazâ içün
Şehîd-i Kerbelâ içün Muharrem'de kılın mâtem

Olup ayn-i cem âşıklar yüreği nâra yanıklar
Gelüp bir yere sâdıklar Muharrem'de kılın mâtem

Aluben eline taşlar döğünüz sîne vü başlar
Akıdup dîdeden yaşlar Muharrem'de kılın mâtem

Cemâlin arz edübdür gül anın-çün zâr eder bülbül
Giyinüp câme-i gülgûn Muharrem'de kılın mâtem

Firâk-ı Kerbelâ'dır bu gönülde mâverâdır bu
Tükenmez macerâdır bu Muharrem'de kılın mâtem

Bugün deryâ gibi cûş et özünü gel ferâmuş et
Erenler pendini gûş et Muharrem'de kılın mâtem

Bükâ-i derd ü firkatle hazîn olup melâletle
Zarîfî gibi hasretle Muharrem'de kılın mâtem

Kethüdâzâde Mehmed Ârif Efendi [Hamzavî ricâlinden – ö. 1844]

Kurretü'l-ayn-i Habîb-i Kibriyâ'sın Yâ Hüseyn
Nûr-i çeşm Şâh-ı Merdân Murtazâ'sın Yâ Hüseyn

Vâlidin şânında dendi "Lâ fetâ illâ Ali"
Mazhar-ı sırr-ı etemm-i Lâ fetâ'sın Yâ Hüseyn

Hem ciger-pâre-i Zehrâ Fâtime Hayru'n-Nisâ
Ehlibeyt-i Müctebâ Âl-i Abâ'sın Yâ Hüseyn

Halkan ü hulkan müşâbihsin Râsulullâh'a sen
Nâzenîn-i enbiyâ vü evliyâsın Yâ Hüseyn

Sana gülle dokunan ümmîd eder mi mağfiret
Gonc-i gülşen-serây-ı Mustafâ'sın Yâ Hüseyn

Seyyid-i şübbân-ı cennet dendi şânında senin
Pîşüvâ-yı etkıyâ vü asfiyâsın Yâ Hüseyn

Ehl-i mahşer dest-i Hayder'den içerken Kevser'i
Sen susuzlukla şehîd-i Kerbelâ'sın Yâ Hüseyn

Sad-hezâran lânet olsun ol Yezîd'in cânına
Nice kasdetdi sana nûr-i Hûdâ'sın Yâ Hüseyn

Kıl şefâat Ârif'e ceddin Muhammed aşkına
Arsa-i mahşerde makbûlü'r-recâsın Yâ Hüseyn

Neşet Efendi [Nakşibendi şeyhi, mesnevîhan – ö. 1807]

Ey çeşm uyan ağla İmam Hüseyn içün
Ey cism ü cân ağla İmam Hüseyn içün
Ey dil hemân ağla İmam Hüseyn içün
Ey dîde kan ağla İmam Hüseyn içün
Ey seyl-i hûn çağla İmam Hüseyn içün

Der-pîş edüp vak'a-i Kerbelâ'yı sen
Yâd et Ehlibeyt'e olan mâcerâyı sen
Âl-i Abâ'ya nâzil olan belâyı sen
Ey dîde kan ağla İmam Hüseyn içün
Ey seyl-i hûn çağla İmam Hüseyn içün

Ol nâzenîn ki mehdini Cibrîl gâh gâh
Cünbân olurdu tâ ide ârâm hâbgâh
Deryâ-yı hûn içre şinâver olan o mâh
Ey dîde kan ağla İmam Hüseyn içün
Ey seyl-i hûn çağla İmam Hüseyn içün

Zânû-yı arş sâye-i fahr-i peyâmberân
Olmuşdu tahtgâh o sultâna bir zamân
Âgaşte-hûn hâk-i reh-i Kerbelâ olan
Ey dîde kan ağla İmam Hüseyn içün
Ey seyl-i hûn çağla İmam Hüseyn içün

Bir katre eşk-i şâh-ı şehîdâb mâtemi
Gark-ı âb-ı rahmet eder cümle âlemi
Yâd et Kerbelâ'daki mâtem ü gamı
Ey dîde kan ağla İmam Hüseyn içün
Ey seyl-i hûn çağla İmam Hüseyn içün

Neşet gibi sûz-i derûnla eyle âh
Ol sîne-kûb rûz ü şebân eyle âh vâh
Tûfân-ı eşke gark ola çarhla mihr mâh
Ey dîde kan ağla İmam Hüseyn içün
Ey seyl-i hûn çağla İmam Hüseyn içün

Mustafa Selâmî Efendi [Eyüpsultan Selâmi Tekkesi postnişîni – ö. 1813]

Ednâ kuluyum Fahr-i Rasûlü's-Sakaleyn'in
Ol nûr-i Ehad Ahmed ü Ceddü'l-Haseneyn'in

Can tîgını uryan ederim cism-i gılâfdan
Kanlar saçarım fâtihine Bedr ü Huneyn'in

Nûş eyler isem ol Şah Hasen aşkına zehri
Çekmem elemi yoluna baş gitse Hüseyn'in

Hûn-âbe-i eşkimle cihân kana boyansın
Giryan olarak derdine ol Kurretü'l-Ayn'in

Evlâd ile ashâba selâm eyle Selâmî
Şâd ola dahî rûh-i şerîfi ebeveynin

Benzer okumalar:

Bkz. Mahmud Erol Kılıç, Kerbela

Yazının yayınlanmasında gösterdikleri alaka ve hissiyat için Revak Kitabevi'ne teşekkür ederiz.
___________________________________
[*] Muhammed'in nuru, kâinatın icat edilme sebebidir / Hüseyn'in kanı, âlemin ayakta durma sebebidir.
Osmanlı Dönemi Şeyhlerinden Kerbela Mersiyeleri, Yayına Hazırlayan: Kahraman Özkök, Revak Kitabevi, İstanbul, 2014.

2011–2017 idea, schola, zâhir âlem