20 Şubat 2016

Ingmar Bergman, Nattvardsgasterna — Mektup



Birbirimizle konuşmakta zorlandık. İkimiz de utangaçtık ve alaycılığa kaçmaya meyilliydim. Bu yüzden yazıyorum... Söylemem gereken önemli bir şey var. Geçtiğimiz yaz ellerimde çıkan korkunç kızarıklıkları hatırlıyor musun? Bir akşam kilisede sunağın üzerine çiçekler yerleştiriyorduk, ayine hazırlanıyorduk. Ne kadar kötü durumdaydım, hatırlıyor musun? Ellerim sargılıydı ve kaşıntısından uyuyamıyordum ya? Derim parçalanmıştı ve avuçlarımda açık yaralar vardı. Papatyalar ve mısır çiçekleriyle kendimizi meşgul etmiştik ve kendimi sinirli hissediyordum ve sana öfkeyle çıkışmıştım. Sana gerçekten duanın gücüne inanıp inanmadığını sormuştum. İnandığını söylemiştin. Çirkince ellerim için dua edip etmediğini sormuştum, ama bu senin aklına gelmemişti. Aşırı dramatik bir biçimde senden orada dua etmeni istemiştim. İşin tuhafı kabul ettin. Uysallığın beni öylesine öfkelendirmişti ki bandajı yırtıp atmıştım. Gerisini anımsarsın. Açık yaraların görünüşü seni etkilemişti. Dua edememiştin, bütün bunlar seni iğrendirmişti. Ben senin tepkini anlıyordum, ama sen beni hiç anlamadın. Seninle bu hâlde bir süre yaşadık. Neredeyse iki yıl boyunca. Bu duygusal noksanlığımızı iyice ortaya çıkartmış olmalı. Aramızdaki sevgi yoksunluğunu, beceriksizce aşk denemelerimizle kapatmaya çalıştık. Kızarıklıklar alnıma ve kafa derime yayıldıkça benden nasıl uzaklaştığını fark ettim. Beni tiksindirici buldun. Buna rağmen hislerimi ayrı tutmaya çalıştın. Ardından kızarıklıklar ellerime ve ayaklarıma yayıldı ve ilişkimiz bitti. Bu beni çok sarstı. Birbirimizi sevmediğimiz gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldım. Bu gerçeklerden kaçmak ya da görmemek gibi bir şansım yoktu. Tomas... senin imanına asla inanmadım, zira dini sıkıntılar tarafından asla eziyet çekmedim. Hıristiyan olmayan ailem birliktelik ve sevincin sıcaklığıyla karakterizeydi. Tanrı ve İsâ ise sadece müphem varlıklardı ve benim için senin imanın belirsiz ve nevrotikti. Kimi yönlerden zalimce, aşırı hislerle dolu ve ilkelceydi. Özellikle de bir yönden anlamam imkânsızdı: İsâ Mesih'e yönelik aldırmazlığın. Ve şimdi sana yanıt bulmuş dualardan bahsedeceğim. İstersen buna gülebilirsin. Şahsen ben ikisini birbiriyle ilintili olduğuna inanmıyorum. Hayat doğaüstü olayları içermeden de yeterince karmaşık. Hatırlarsan yaralı ellerim için dua edecektik, ama hoşnutsuzluğundan nutkun tutulmuştu, daha sonraya ertelemiştin. Öfkelenmek ve seni kışkırtmak istiyordum. Sessiz ol! Madem benim için dua edemiyorsun, kendim yaparım! Tanrım neden beni ebedî hoşnutsuzluk içinde yarattın? Böyle ürkek, böyle acı? Niçin böylesine perişan olduğumu fark ettim? Neden önemsizliğimle böyle bir azabı yaşamak zorundayım? Eğer acılarımın bir nedeni varsa bana söyle. Böylece şikâyet etmeden onlara katlanabileyim. Hem madden hem manen çok güçlüyüm, ama bana gücüme layık bir vazife vermedin. Hayatıma anlam kat ve senin uysal kölen olayım. Bu sonbahar dualarımın yanıt bulduğunu fark ettim. Zihnimin berraklaşması için ettiğim dua kabul oldu. Seni sevdiğimi anladım. Kuvvetime yönelik bir vazife için dua ettim ve bunu buldum. Vazifem sensin. bu, karanlık ve yalnız bir gecede, çalmayı reddeden telefona koşan bir okul öğretmeninin düşünceleridir. Noksanlığını çektiğim, sana göstermeye çalıştığım aşkımın miktarı. Bunu nasıl yapacağımı bilemiyorum. O kadar sefil durumdaydım ki daha fazla dua etmeyi düşünüyordum, ama yine de hâlâ parçalanmış olan bir özgüvenim var. Sevgili Tomas... bu mektup çok uzadı, ama şimdi sen benim kollarımdayken söylemeye cesaret edemediğim şeyleri mektuba yazıyorum. Seni seviyorum ve senin için yaşıyorum. Beni al ve kullan. Bütün boş gururumun ve özgürlük naralarımın altında tek bir dileğim var: başka birisi için yaşamama izin verilmesi ve ıstırap çekiyorum. Bu konuyu düşündüğüm zaman nasıl başarabileceğimi bilemiyorum. Belki hepsi bir hatadır. Lütfen bana hata olmadığını söyle sevgilim.  

2011–2017 idea, schola, zâhir âlem